![]() |
||
| ANASAYFA HAKKIMIZDA EKİBİMİZ HİZMETLERİMİZ EĞİTİM PROGRAMLARI ÖNEMLİ BİLGİLER BASINDA BİZ BAŞVURU FORMU İLETİŞİM | ||
YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUKLAR PROGRAMISevgili Anne ve babalar, Çocuğunuzun gelişimindeki bazı gecikmelerin ,yaşıtları ile kıyaslandığında farklı özellikler göstermesinin veya otistik spektrum bozuklukları,yaygın gelişim bozukluğu(pdd-nos) gibi tanılardan birini almış olmasının sizi kaygılandırdığını biliyoruz.Bu konuda; bir sonraki adımı bilmenin ve sorunun nasıl ele alınacağı hakkında net bir bilgi sahibi olmanın sizi biraz olsa da rahatlatacağını düşündüğümüzden bu yazıyı hazırladık. İlk adımı çocuk psikiyatristi ile olan görüşmeniz belirlemektedir.Çocuğunuza tanı koyarak durumu sizinle paylaşan çocuk psikiyatristi,size çeşitli eğitsel terapiler önerecek, çocuğunuzun gelişimini takip edebilmek için belli aralıklarla size izlemek isteyecektir. Bunun amacı , çocuğunuzun gelişimini ve uygulamaların sonuçlarını değerlendirmek ve sizinle paylaşmak olduğu kadar biz terapist ve eğitimcilere de yol göstermektir. Biz, bu uzun ve zorlu yolculuğunuzda size neyi neden yapacağımızı anlatmak,farklı eğitsel metodlar ve terapiler konusunda sizi kısaca bilgilendirmek istiyoruz. Çocuğunuz için seçilen eğitsel programların metodları birbirinden farklı olduğu gibi aynı metodu uygulayan eğitimci,terapist yada öğretmenin farklı yaklaşımları da olabilir.
YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUKLARDA; Çocuğunuz dikkatini toplayabilme, dikkatini sürdürebilme, kendini ve duygularını çeşitli ortamlarda kontrol edebilme gibi konularda sorunlar yaşayabilir, bu durum sizin çocuğunuzla olan birlikteliğinizin niteliğini, hem çocuğunuzun hem de ailenin diğer bireylerinin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir.Sürekli tekrar eden, çözümlenemeyen davranış sorunları, takıntılar sizi yorabilir.Bunun gibi problem davranışlar karşısında nasıl bir yol izleyeceğinizi bilmenizçocuğunuzun ve sizin yaşamınızı kolaylaştıracaktır.
Eğitsel Metodlar ve Yaklaşımlar: 2. DIR- Floortime:Çocuğun gelişimsel özellikleri ve bireysel farklılıklarının değerlendirilmesi ile, takvim yaşı ne olursa olsun gelişimsel anlamda hangi düzeyde olduğu dikkate alınarak, ona özgü bir program oluşturulması hedeflenir.Çocuğun ortak ilgi kurarak karşısındakine dikkatini verebilmesi,karşılıklı etkileşime geçebilmesi ve öğrenebilmesi amaçtır. Bunun için; yetişkinin çocuğun ilgisini izleyerek, gelişim basamaklarında yukarı doğru çıkmasını desteklemesi sağlanır. Sıcak,güven veren ve keyifli bir etkileşim sağlanarak çocuğun aktif olması, kendiliğinden katılması ve sürdürmesi hedeflenir. Bütün bu hedeflerin gerçekleştirilmesinde en önemli adım; anne ve babayı eğitmek, yani; bu iletişim modelini çocukları ile etkileşime geçmeleri için öğretmek ve bunu günlük yaşamlarında uygulamaları için desteklemektir. Bu yaklaşımın ABA yaklaşımından ayıran e n önemli özelliği, bu yaklaşımın bir beceri öğretimi olmamasıdır. Bu yaklaşım; DIR Floortime eğitimini almış uzmanlar tarafından uygulanır. 3. Duyu Bütünlemesi terapisi: Sensory Integration Therapy: Duyu organlarımız ile algıladığımız uyaranları ve bu uyaranların ilettiği mesajları birbiri ile işlemleyerek kullanabilmek için duyusal entegrasyon gereklidir.Bazı çocuklar bu entegrasyonu sağlamakta çeşitli zorluklar yaşarlar.Buna bağlı olarak duydukları seslere tepki vermemek,bazı dokulara aşırı hassasiyet göstermek,salıncakta sallanamamak,pütürlü gıdaları yiyememek gibi pek çok alanda yaşıtlarından farklı ve beklenmeyen tepkiler verirler.Duyu bütünlemesi terapisi bu konuda özel eğitim almış uğraşı terapisti ve fizyoterapistler tarafından uygulanır.Bedenini kullanarak çocuğun çeşitli aktiviteler sırasında bu güçlüğü azaltmasına yardımcı olacak teknikler kullanılır.Masaj yapmak,fırçalamak,ağırlıklı battaniye kullanmak örnek olarak sayılabilir. 4. Dil ve Konuşma terapisi:İletişim becerilerinin geliştirilmesi için uygulanır.İletişim; sadece sesler ve sözcükler üretmek ve kullanmak olarak anlaşılmamalıdır.Dil ve konuşma terapisti, sözel ifade gelişimi ile birlikte iletişimi artırıcı çeşitli metodları kullanır.Bu metodlar Davranışçı ve /veya gelişimsel metodlar olabilir. Dil ve konuşma gelişimini destekleyerek,problemlerin çözümü için hedefler belirler. Dil ve konuşma terapistleri; yüz ve ağız farkındalığını arttırmak,yada hassasiyetini gidermek,sesleri üretilmesi ve iletişim için kullanılmasını sağlamak,sözcüklerin öğrenilmesine, anlaşılmasına ve kullanılmasına yardım etmek,konuşma anlaşılabilirliğini arttırmak gibi konularda çalışırlar. Çiğneme,yutma becerileri de en az sözel ifade becerileri kadar önemlidir.Dil ve konuşma terapistleri çocuğunuzun bu sorunları konusunda da eğitim almış kişilerdir,gerekli değerlendirmeyi yaparak sizi yönlendirirler. Sözel ifade gelişimi konusunda gelişim sağlanamadığında,alternatif iletişim yöntemleri (augmentive communication) konusunda yol gösterir,uygularlar.
Biz ne yapıyoruz: 1. Gözlem: Çocuğunuz ile olan etkileşiminizigözlemek, zaman zaman kısa video görüntüsü alarak bu gözlemi pekiştirmek 2. Formal,norma dayalı değerlendirme ölçekleri kullanarak çocuğun o anki gelişim özelliklerini belirlemek Bunun için aşağıda belirtilen değerlendirme ölçeklerinden birini veya birkaçını uygulamak.
III. Bireysel olarak yürütülen eğitsel çalışmalar.Özel eğitim öğretmeni,gelişim psikoloğu,uzman psikolog yada dil ve konuşma terapisti gibi farklı uzmanlık dallarından oluşan ekibimiz ABA ve DIR Floortime gibi farklı metodları kullanmaktadır. Bu çalışmalara ebeveyn yada çocuğun bakımını üstlenen kişilerin katılımı önemlidir.Çocuğunuz tüm çalışmalara sizinle birlikte katılır.Çalışma sonunda evde uygulamanız gerekenler size yazılı olarak sunulur.Bir kopyası dosyasında saklanır. IV. "Haydi Oyuna" akran etkileşimi ve grup programı'.Bu program; okul öncesi eğitim kurumuna devam eden veya devam etmesi gerektiği halde devam edemeyen çocuklar için oluşturulmuş bir programdır. Bu programın hazırlanması ve uygulanmasında;yurt dışında bu konuda yapılan örnek çalışmalar model alınmıştır. Ülkemizde, farklı gelişim gösteren çocuklar okul öncesi eğitime başladıklarında, bu tür kurumların yeterince donanımlı olmamaları nedeni ile bir çok sorunla karşılaşırlar. Bazı çocuklar bu sorunlar nedeni ile okul öncesi kuruma Kabul edilmez veya Kabul edilse bile bu eğitimin nimetlerinden yeterince faydalanamazlar. okul çağı geldiğinde önemli bir sorun ile karşı karşıya kalırlar. Bu sorunlardan yola çıkarak hazırlanmış olan Haydi Oyuna akran etkileşimi programında; .Çocuğun; gelişim özellikleri ve takvim yaşına uygun bir grup içinde 9-13 saatleri arasında düzenli olarak devam edebileceği bir program hazırlanır..Masa başı aktiviteleri ile kurallara uyum,dikkatini toplama,ortak yönerge izleyebilme, ince motor ve bilişsel alanlarda beceri kazanımı hedeflenir. S aktivitelerinde ise; büyük bir kapalı fiziksel aktivite alanında motor gelişim desteklenir,bunun yanısıra, floortime prensipleri ile akran etkileşim ve iletişim becerileri, ortak dikkat gelişimi hedeflenir.Özbakım becerileri için düzenli rutinler oluşturularak,el yıkama,yemek yeme,ve tuvalet eğitimi kazandırılır. Her ay anne ve babalar ile yapılan özel toplantı ile çocuğun Haydi Oyuna Programı içindeki görüntüleri eşliğinde gelişimi hakkında bilgi verilir ve yeni hedefler belirlenerek aileler ile paylaşılır. V. Kahve sohbetleri ve destek gurupları: Her ay düzenlenen kahve sohbetlerinde siz anne ve babaları diğer aileler ile buluşturarak,deneyimlerinizi paylaşmanızı, kendinizi yanlız hissetmemenizi sağlamaya çalışıyoruz.Bu sohbetlere zaman zaman ufak seminerler ekleyerek bilgi vermeye ve sizlere destek olmayı hedefliyoruz. SORU: TUVALET EĞİTİMİ NE ZAMAN VERİLMELİDİR?Çocuklar genellikle 18-36 aylar arası tuvalet eğitimini kazanırlar. Her çocuğun kendi fiziksel, zihinsel ve psikolojik gelişimi zamanın belirlenmesinde etkendir.Tuvalet eğitimi verilmeye başlanabilmesi için çocukların fiziksel, zihinsel ve psikolojik gelişim bakımından bu eğitime hazır olmaları gerekir. Birinci koşul çocuğun fiziksel olarak kas kontrolüne sahip olmasıdır. Bu beceri genellikle 18-24 aylar arasında kazanılır. Bir çocuk 25-30 aylık yaşa eriştiğinde gündüzleri altının kuru olması beklenir. Çocuğun birbiri ardına gelen iki alt ıslatması arasında en az 45-60 dakikalık bir zaman aralığının olması beklenir. Çocuğun ard arda gelen iki alt ıslatması arasında 45dak.'dan daha az zaman geçiyorsa, çocuk 15dak.'da bir, 30dak.'da bir altını ıslatabiliyorsa ve bu davranış bol sıvı aldığı istisnai zamanların dışında genel olarak gözleniyorsa çocuk henüz kaslarını kontrol edemiyor demektir. Bu da tuvalet eğitiminin ertelenmesi gerektiğinin göstergesidir. İkinci koşul çocuğun zihinsel gelişimiyle ilgilidir. Zihinsel olarak çocuğun tuvaletini yaptıktan sonra, altı ıslandığında ya da kirlediğinde bunu fark edebiliyor olması gerekir. Gelişim ilerledikçe çocuğun tuvaleti geldiğinde bunu fark etmesi ve bunu işaretlerle ya da ""Kaka, çiş" gibi sözlü ifadelerle bildiriyor olmasıdır. Bu da genellikle 25-30 aylar arasında gerçekleşir. Üçüncü koşul da psikolojik gelişimle ilgilidir. Tuvalet eğitiminin verilebilmesi için çocuğun bu eğitime motive olması gerekir. Bunun anlamı da çocuğun bezden rahatsızlık duyması, çıkarıp atmak istemesi veya klozete tuvalete yapmak istemesidir. Tüm bu üç koşulu gözlemliyorsanız tuvalet eğitimine başlayabilirsiniz. Bu eğitim sırasında anne-babanın tutum ve davranışları, belli yöntemlerin kullanılması ve bu eğitimin belli bir sürece yayılarak verilmesi pozitif sonucun kolaylıkla elde edilmesinde çok etkilidir. 31-36 aylık dönemde çocuğun gündüz tuvalet eğitiminin tamamlanmış olması beklenir. Bu da çocuğun tuvaleti geldiğinde bunu kontrol edip yetişkine haber vermesini, tuvalete götürüldüğünde de kolaylıkla klozete oturup tuvaletini yapmasını içerir. Tuvalet eğitimi sürecinin sağlıklı bir şekilde ve kolayca atlatılabilmesi için gündüz ve gece tuvalet eğitim yöntemleri ile ilgili bir uzmandan yardım almanız hem çocuğunuz hem de sizin için rahatlatıcı olacaktır. SORU: BİR DAVRANIŞ NE ZAMAN 'PROBLEM' OLARAK TANIMLANIR?Bir davranışın problem olarak tanımlanabilmesi için aşağıdaki 3 sorudan en az bir tanesine 'evet' yanıtının verilmesi gerekmektedir. 1) Davranış kişinin kendisine zarar veriyor mu?2) Davranış çevreye zarar veriyor mu? 3) Davranış kişinin gelişimini, öğrenmesini negatif olarak etkiliyor mu? Örnek 1: Bir çocuk anne ve babasının dikkatini çekmek, isteklerini yaptırmak için kafasını şiddetli bir şekilde yere vuruyor olabilir. Sonunda isteklerini elde edebilmekte ve dikkat çekebilmektedir. Ancak kafasını yere vurmak bir travmaya neden olabileceği gibi, kendini sosyal olarak beklenen şekilde jest-mimik ve sözel olarak ifade etmesini engeller. Bu nedenle problem davranıştır. Örnek 2: bağırarak şarkı söyleyen bir çocuk halinden çok memnun olabilir. Annesi de çocuğunun eğleniyor olmasından memnuniyet duyabilir. Ancak bu davranışı babanın telefonda önemli bir konuşma yapmasını etkiliyorsa 'problem davranıştır'. Örnek 3: Anne ve 4 yaşındaki çocuğu makas kullanarak kes-yapıştır aktivitesi yapmaktan çok hoşlanıyor olabilir. Ancak çocuk her seferinde şekilleri annesinin kesmesini istiyordur. Bu davranış çocuk parmaklarını esnek bir şekilde kullanabilme becerisini pekiştirmesini ve böylelikle okul için gerekli olan küçük kas motor becerilerinin gelişimini engelleyeceğinden 'problem davranıştır'. Bir davranış 'problem' olarak belirlendikten sonra sağaltımının gerçekleşmesi için öncelikle ayrıntılı bir değerlendirme sonucu nedeninin objektif bir şekilde belirlenmesi gerekir. Belirlenen bu neden doğrultusunda problem davranışın sağlatılması için kullanılan çeşitli davranışçı yöntemler vardır. Bunun için genellikle ebeveynleri bazı tutum ve davranışlarında değişiklik yapmaları gerekir. Problem davranışın nedeninin belirlenmesi ve sağaltım yöntemleriyle ilgili bilgi almak için uzmanınıza başvurmanız faydalı olacaktır. SORU: ANAOKULUNA NE ZAMAN BAŞLANMALIDIR?Çocukların gelişiminde en önemli yapı taşlarından bir tanesi akran ilişkileridir. İster 3 yaşında olsun, ister 30 yaşında her birey kendi akranlarına bakarak ve onları model alarak en etkili sosyal öğrenmeyi gerçekleştirir. Anaokulları çocukların sosyal, dil, bilişsel, motor ve öz-bakım becerileri gelişimlerine çok büyük katkısı olan ortamlardır.Anaokuluna başlama yaşını her çocuğun kendi fiziksel, zihinsel, sosyal, psikolojik ve oyun becerileri gelişimine göre ve aile koşullarıyla değerlendirmek gerekir. Genel olarak düşünüldüğünde 3 yaşını tamamlayan çocukların anneden ayrışma-bireyselleşme-bağımsızlaşma sürecini tamamladığı, anneden belli sürelerle ayrı kalabileceği ve yeni ortamlara kolaylıkla adapte olabileceği beklenir. 3 yaşını tamamlayan ve annesi tarafından bakılan çocukların yarım günlük sürelerle başlayıp 2-3 ay içinde tam günlük anaokulu eğitimlerine geçiş yapması beklenir. Yine annesi tarafından bakılan 1,5-3 yaşında çocuklar için ebeveynleriyle birlikte katılabilecekleri, haftada 2 sefer, 2'şer saatlik 'oyun grupları' akranlarla bir arada olma ihtiyacını karşılayabilecek niteliktedir. Çalışan annesi olması nedeniyle erken yaşta anaokula başlamak zorunda kalan çocuklarda ise burada geçirilen sürenin uzunluğunun zaman içinde kademeli olarak arttırılması uygundur. Örneğin 2 yaşındaki bir çocuğun anaokuluna başlarken ilk 1-2 ay haftada 2-3 sefer 2 saatlik sürelerle okulda bulunması, zamanla bu sürenin haftada 2-3 sefer yarım güne çıkarılması (1-2 ay boyunca), çocuğun yeni ortama uyum ve güven süreci tamamlandıktan sonra haftada 5 yarım güne çıkarılması (1-2 ay boyunca), zamanla haftada 1 tam günle başlayarak süreç içinde arttırılması evden anaokuluna geçişin yapılması, temel bakım veren kişiden ayrılığın mümkün olduğunca kolay aşılması için faydalı olacaktır. SORU: ÇOCUĞUM OTİZM TEŞHİSİ ALDI. BU TANIYI KABUL EDEMİYORUM. ZAMANLA KENDİLİĞİNDEN GEÇER Mİ?Ailelerin bu tanıyı kabul edememeleri, çocuklarına yakıştıramamaları çok normal bir tepkidir. Bu sürecin 2 sonucu vardır. Birincisi tanıyı reddetmek ve zamanla düzelir diye beklemek. İkincisi de bu sürecin geçici olabileceğini, mümkün mertebe tersine çevrilebileceğini düşünerek ya da var olan durumun daha da kötüye gitmesine engel olmak için her türlü müdahaleye acil ve yoğun olarak başlamak. Bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalar bu tanının konulduğu durumlarda hiçbir eğitim ya da terapi desteği verilmeksizin zamanla iyileşme, ya da iyiye gitme gibi bir sonucu hiç göstermiyor. Tam tersine müdahale edilmeyen, çok yönlü eğitime başlanmayan vakaların iletişim becerileri ve diğer gelişim becerileri gelişmiyor, tanının konulduğu zamanki düzeyde devam ediyor. Yaş ilerledikçe de yerinde sayan performans düzeyi çok daha geri olarak algılanıyor. 6 yaşındaki konuşamayan bir çocuğun isteklerini işaret ederek dahi gösterememesi, ismine seslenildiğinde bakması ya da göz kontağı kurarak iletişime geçmemesi 3 yaşındaki bir çocuğun bu becerileri sergileyememesinden daha köklü bir problem olarak algılanacağı gibi.SORU: ÇOCUĞUMA OTİZM/YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUK (YGB) TEŞHİSİ KONULDU. NE YAPMALIYIM?Bilimsel çalışmalar Otizm veya YGB'a etki eden en etkili müdahalenin davranışçı yöntemi temel olan eğitim olduğunu saptamıştır. Eğitime başlarken çocuğa bu teşhis ne kadar erken konulmuşsa ve çocuğun eğitime başlangıç yaşı ne kadar küçükse (1, 2 ve 3 yaş civarı gibi) eğitimden ve yapılan tüm diğer müdahalelerden en yüksek seviyede faydalanacağı bulunmuştur. Erken çocukluk döneminde (0-3yaş) beyin ne verilirse öğrenmeye açık olduğundan bu tanıyı değiştirmek ya da daha kötüye gitmesini engellemek için acil ve yoğun müdahale programlarına başlanmalıdır. Verilen eğitimin kaliteli ve çocuğun ihtiyaçlarını karşılar nitelikte olması, eğitimin günlük yaşamda tutarlı bir şekilde sürdürülebilmesi ve yaygınlaştırılması, çocuğun kendi öğrenme hızı sonuç üzerinde etkili olan diğer faktörlerdir.
MÜDAHALE 4 TEMEL ALANDA YAPILMAKTADIR. SORU: ÇOCUĞUM FARKLI GELİŞİM GÖSTEREN BİR ÇOCUK. HAFTADA 1 SAAT ÖZEL EĞİTİM ALIYOR. DERSE GİRİP ÇIKIYOR. BEN DIŞARIDA BEKLİYORUM. BAŞKA BİR ŞEY YAPMALI MIYIM?Çocuğunuzun aldığı eğitimlere sizin de dahil olmanız, uzmanın neyi, niçin ve nasıl öğrettiğini yerinde gözlemlemeniz gerekir. Bireysel eğitimlerde uzmanın çok önemli görevlerinden bir tanesi çocukla günlük yaşamda birlikte olan ebeveyn ya da bakım veren diğer kişilere neyi, nasıl geliştirecekleri yönünde rehber olmaktır. Çünkü haftada 1 saatlik eğitim sonucunda farklı gelişim gösteren bir çocuğun becerileri hemen öğrenmesi beklenemez. Eğitimdeki amaçlar günlük yaşama dahil edildiğinde, ev içinde ya da diğer sosyal ortamlarda da çalışıldığı sürece bir yere varılabilir. Değilse, eğitim ortamında gelişen beceri büyük bir ihtimalle o dört duvar arasında kalır. Genellenemez. Bu nedenle eğitimlere bire bir katılmanız, seans sırasında oda içinde olmanız ya da kameralı sistem varsa oradan izlemeniz şart. Uzman çocuğunuzla çalışırken aslında size nasıl davranacağınızı öğretecektir. Siz bu 1 saatlik eğitimi günün her saatine yaymalısınız. Bir yerde yaşam ve eğitim şeklinizi değiştirmelisiniz.
|
| Günışığı Çocuk Merkezi - Istanbul |