Anasayfa
Kurumumuz
Biz neler yapıyoruz?
Uzmanlarımız
Kimlere hizmet veriyoruz?
Anne - babalar için bilgiler
Sıkça sorulan sorular
Sorun cevaplayalım
Bizden haberler
Basında Biz
Bağlantılar
Bize nasıl ulaşabilirsiniz?
Günışığı Çocuk Merkezi Telefon Numaraları (0216) 467 37 51 - 467 37 52


SIKÇA SORULAN SORULAR

SORU: TUVALET EĞİTİMİ NE ZAMAN VERİLMELİDİR?
Çocuklar genellikle 18-36 aylar arası tuvalet eğitimini kazanırlar. Her çocuğun kendi fiziksel, zihinsel ve psikolojik gelişimi zamanın belirlenmesinde etkendir.
Tuvalet eğitimi verilmeye başlanabilmesi için çocukların fiziksel, zihinsel ve psikolojik gelişim bakımından bu eğitime hazır olmaları gerekir. Birinci koşul çocuğun fiziksel olarak kas kontrolüne sahip olmasıdır. Bu beceri genellikle 18-24 aylar arasında kazanılır. Bir çocuk 25-30 aylık yaşa eriştiğinde gündüzleri altının kuru olması beklenir. Çocuğun birbiri ardına gelen iki alt ıslatması arasında en az 45-60 dakikalık bir zaman aralığının olması beklenir. Çocuğun ard arda gelen iki alt ıslatması arasında 45dak.'dan daha az zaman geçiyorsa, çocuk 15dak.'da bir, 30dak.'da bir altını ıslatabiliyorsa ve bu davranış bol sıvı aldığı istisnai zamanların dışında genel olarak gözleniyorsa çocuk henüz kaslarını kontrol edemiyor demektir. Bu da tuvalet eğitiminin ertelenmesi gerektiğinin göstergesidir.
İkinci koşul çocuğun zihinsel gelişimiyle ilgilidir. Zihinsel olarak çocuğun tuvaletini yaptıktan sonra, altı ıslandığında ya da kirlediğinde bunu fark edebiliyor olması gerekir. Gelişim ilerledikçe çocuğun tuvaleti geldiğinde bunu fark etmesi ve bunu işaretlerle ya da ""Kaka, çiş" gibi sözlü ifadelerle bildiriyor olmasıdır. Bu da genellikle 25-30 aylar arasında gerçekleşir. Üçüncü koşul da psikolojik gelişimle ilgilidir. Tuvalet eğitiminin verilebilmesi için çocuğun bu eğitime motive olması gerekir. Bunun anlamı da çocuğun bezden rahatsızlık duyması, çıkarıp atmak istemesi veya klozete tuvalete yapmak istemesidir. Tüm bu üç koşulu gözlemliyorsanız tuvalet eğitimine başlayabilirsiniz. Bu eğitim sırasında anne-babanın tutum ve davranışları, belli yöntemlerin kullanılması ve bu eğitimin belli bir sürece yayılarak verilmesi pozitif sonucun kolaylıkla elde edilmesinde çok etkilidir. 31-36 aylık dönemde çocuğun gündüz tuvalet eğitiminin tamamlanmış olması beklenir. Bu da çocuğun tuvaleti geldiğinde bunu kontrol edip yetişkine haber vermesini, tuvalete götürüldüğünde de kolaylıkla klozete oturup tuvaletini yapmasını içerir. Tuvalet eğitimi sürecinin sağlıklı bir şekilde ve kolayca atlatılabilmesi için gündüz ve gece tuvalet eğitim yöntemleri ile ilgili bir uzmandan yardım almanız hem çocuğunuz hem de sizin için rahatlatıcı olacaktır.

SORU: BİR DAVRANIŞ NE ZAMAN 'PROBLEM' OLARAK TANIMLANIR?
Bir davranışın problem olarak tanımlanabilmesi için aşağıdaki 3 sorudan en az bir tanesine 'evet' yanıtının verilmesi gerekmektedir. 1) Davranış kişinin kendisine zarar veriyor mu?
2) Davranış çevreye zarar veriyor mu?
3) Davranış kişinin gelişimini, öğrenmesini negatif olarak etkiliyor mu?
Örnek 1: Bir çocuk anne ve babasının dikkatini çekmek, isteklerini yaptırmak için kafasını şiddetli bir şekilde yere vuruyor olabilir. Sonunda isteklerini elde edebilmekte ve dikkat çekebilmektedir. Ancak kafasını yere vurmak bir travmaya neden olabileceği gibi, kendini sosyal olarak beklenen şekilde jest-mimik ve sözel olarak ifade etmesini engeller. Bu nedenle problem davranıştır.
Örnek 2: bağırarak şarkı söyleyen bir çocuk halinden çok memnun olabilir. Annesi de çocuğunun eğleniyor olmasından memnuniyet duyabilir. Ancak bu davranışı babanın telefonda önemli bir konuşma yapmasını etkiliyorsa 'problem davranıştır'.
Örnek 3: Anne ve 4 yaşındaki çocuğu makas kullanarak kes-yapıştır aktivitesi yapmaktan çok hoşlanıyor olabilir. Ancak çocuk her seferinde şekilleri annesinin kesmesini istiyordur. Bu davranış çocuk parmaklarını esnek bir şekilde kullanabilme becerisini pekiştirmesini ve böylelikle okul için gerekli olan küçük kas motor becerilerinin gelişimini engelleyeceğinden 'problem davranıştır'. Bir davranış 'problem' olarak belirlendikten sonra sağaltımının gerçekleşmesi için öncelikle ayrıntılı bir değerlendirme sonucu nedeninin objektif bir şekilde belirlenmesi gerekir. Belirlenen bu neden doğrultusunda problem davranışın sağlatılması için kullanılan çeşitli davranışçı yöntemler vardır. Bunun için genellikle ebeveynleri bazı tutum ve davranışlarında değişiklik yapmaları gerekir. Problem davranışın nedeninin belirlenmesi ve sağaltım yöntemleriyle ilgili bilgi almak için uzmanınıza başvurmanız faydalı olacaktır.

SORU: ANAOKULUNA NE ZAMAN BAŞLANMALIDIR?
Çocukların gelişiminde en önemli yapı taşlarından bir tanesi akran ilişkileridir. İster 3 yaşında olsun, ister 30 yaşında her birey kendi akranlarına bakarak ve onları model alarak en etkili sosyal öğrenmeyi gerçekleştirir. Anaokulları çocukların sosyal, dil, bilişsel, motor ve öz-bakım becerileri gelişimlerine çok büyük katkısı olan ortamlardır.
Anaokuluna başlama yaşını her çocuğun kendi fiziksel, zihinsel, sosyal, psikolojik ve oyun becerileri gelişimine göre ve aile koşullarıyla değerlendirmek gerekir. Genel olarak düşünüldüğünde 3 yaşını tamamlayan çocukların anneden ayrışma-bireyselleşme-bağımsızlaşma sürecini tamamladığı, anneden belli sürelerle ayrı kalabileceği ve yeni ortamlara kolaylıkla adapte olabileceği beklenir. 3 yaşını tamamlayan ve annesi tarafından bakılan çocukların yarım günlük sürelerle başlayıp 2-3 ay içinde tam günlük anaokulu eğitimlerine geçiş yapması beklenir. Yine annesi tarafından bakılan 1,5-3 yaşında çocuklar için ebeveynleriyle birlikte katılabilecekleri, haftada 2 sefer, 2'şer saatlik 'oyun grupları' akranlarla bir arada olma ihtiyacını karşılayabilecek niteliktedir. Çalışan annesi olması nedeniyle erken yaşta anaokula başlamak zorunda kalan çocuklarda ise burada geçirilen sürenin uzunluğunun zaman içinde kademeli olarak arttırılması uygundur. Örneğin 2 yaşındaki bir çocuğun anaokuluna başlarken ilk 1-2 ay haftada 2-3 sefer 2 saatlik sürelerle okulda bulunması, zamanla bu sürenin haftada 2-3 sefer yarım güne çıkarılması (1-2 ay boyunca), çocuğun yeni ortama uyum ve güven süreci tamamlandıktan sonra haftada 5 yarım güne çıkarılması (1-2 ay boyunca), zamanla haftada 1 tam günle başlayarak süreç içinde arttırılması evden anaokuluna geçişin yapılması, temel bakım veren kişiden ayrılığın mümkün olduğunca kolay aşılması için faydalı olacaktır.

SORU: ÇOCUĞUM OTİZM TEŞHİSİ ALDI. BU TANIYI KABUL EDEMİYORUM. ZAMANLA KENDİLİĞİNDEN GEÇER Mİ? Ailelerin bu tanıyı kabul edememeleri, çocuklarına yakıştıramamaları çok normal bir tepkidir. Bu sürecin 2 sonucu vardır. Birincisi tanıyı reddetmek ve zamanla düzelir diye beklemek. İkincisi de bu sürecin geçici olabileceğini, mümkün mertebe tersine çevrilebileceğini düşünerek ya da var olan durumun daha da kötüye gitmesine engel olmak için her türlü müdahaleye acil ve yoğun olarak başlamak. Bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalar bu tanının konulduğu durumlarda hiçbir eğitim ya da terapi desteği verilmeksizin zamanla iyileşme, ya da iyiye gitme gibi bir sonucu hiç göstermiyor. Tam tersine müdahale edilmeyen, çok yönlü eğitime başlanmayan vakaların iletişim becerileri ve diğer gelişim becerileri gelişmiyor, tanının konulduğu zamanki düzeyde devam ediyor. Yaş ilerledikçe de yerinde sayan performans düzeyi çok daha geri olarak algılanıyor. 6 yaşındaki konuşamayan bir çocuğun isteklerini işaret ederek dahi gösterememesi, ismine seslenildiğinde bakması ya da göz kontağı kurarak iletişime geçmemesi 3 yaşındaki bir çocuğun bu becerileri sergileyememesinden daha köklü bir problem olarak algılanacağı gibi.

SORU: ÇOCUĞUMA OTİZM/YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUK (YGB) TEŞHİSİ KONULDU. NE YAPMALIYIM?
Bilimsel çalışmalar Otizm veya YGB'a etki eden en etkili müdahalenin davranışçı yöntemi temel olan eğitim olduğunu saptamıştır. Eğitime başlarken çocuğa bu teşhis ne kadar erken konulmuşsa ve çocuğun eğitime başlangıç yaşı ne kadar küçükse (1, 2 ve 3 yaş civarı gibi) eğitimden ve yapılan tüm diğer müdahalelerden en yüksek seviyede faydalanacağı bulunmuştur. Erken çocukluk döneminde (0-3yaş) beyin ne verilirse öğrenmeye açık olduğundan bu tanıyı değiştirmek ya da daha kötüye gitmesini engellemek için acil ve yoğun müdahale programlarına başlanmalıdır. Verilen eğitimin kaliteli ve çocuğun ihtiyaçlarını karşılar nitelikte olması, eğitimin günlük yaşamda tutarlı bir şekilde sürdürülebilmesi ve yaygınlaştırılması, çocuğun kendi öğrenme hızı sonuç üzerinde etkili olan diğer faktörlerdir.

MÜDAHALE 4 TEMEL ALANDA YAPILMAKTADIR.
1) Bunlardan birincisi 'özel eğitimdir'. Çocuğun gelişiminin değerlendirilmesinden sonra yaşından beklenilen becerilerden hangilerini yapabildiği ve hangilerini yapamadığı belirlenir. Yapabildiği beceriler kullanılarak yapamadıklarını geliştirmek için her çocuğun kendisine özgü bireysel eğitim programı çıkarılır. Amaçlanan beceriler çocuğun ihtiyacına göre haftada bir ya da daha fazla düzenlenen 45dak.'lık oturumlarda geliştirilmeye çalışılır.
2) İkinci temel alan dil ve konuşma terapisidir.
3) Üçüncü temel alan da duyu bütünlemesi terapisidir.
4) Dördüncü alan da çocuğun iletişim problemini yenebilmesi için akranlarıyla bir arada olmasını sağlayacak oyun grubu ya da kreş gibi ortamlarda düzenli olarak bulunmasıdır.
Bu dört alan, yoğunlukları çocuğun ihtiyaç düzeyine göre değişecek şekilde otizm/YGB tanısı olan bir çocuğun hayatına dahil edilirse pozitif gelişmeler beklemek daha yüksek ihtimallidir.

SORU: ÇOCUĞUM FARKLI GELİŞİM GÖSTEREN BİR ÇOCUK. HAFTADA 1 SAAT ÖZEL EĞİTİM ALIYOR. DERSE GİRİP ÇIKIYOR. BEN DIŞARIDA BEKLİYORUM. BAŞKA BİR ŞEY YAPMALI MIYIM?
Çocuğunuzun aldığı eğitimlere sizin de dahil olmanız, uzmanın neyi, niçin ve nasıl öğrettiğini yerinde gözlemlemeniz gerekir. Bireysel eğitimlerde uzmanın çok önemli görevlerinden bir tanesi çocukla günlük yaşamda birlikte olan ebeveyn ya da bakım veren diğer kişilere neyi, nasıl geliştirecekleri yönünde rehber olmaktır. Çünkü haftada 1 saatlik eğitim sonucunda farklı gelişim gösteren bir çocuğun becerileri hemen öğrenmesi beklenemez. Eğitimdeki amaçlar günlük yaşama dahil edildiğinde, ev içinde ya da diğer sosyal ortamlarda da çalışıldığı sürece bir yere varılabilir. Değilse, eğitim ortamında gelişen beceri büyük bir ihtimalle o dört duvar arasında kalır. Genellenemez. Bu nedenle eğitimlere bire bir katılmanız, seans sırasında oda içinde olmanız ya da kameralı sistem varsa oradan izlemeniz şart. Uzman çocuğunuzla çalışırken aslında size nasıl davranacağınızı öğretecektir. Siz bu 1 saatlik eğitimi günün her saatine yaymalısınız. Bir yerde yaşam ve eğitim şeklinizi değiştirmelisiniz.

Sorularınız için tıklayın

Designed by attara.com